Bu yazıda Avukat Betül Teke sizleri tazmin davları hakkında bilgilendiriyor. Tazminat davası nasıl açılır? Hangi durumlarda tazminat davası açılabilir? Tazminat davasında zamanaşımı nedir? Tazminat davası hangi mahkemede açılır? gibi bir çok sorunun cevabını ve daha fazlasını sizler için kaleme aldık.

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

Tazminat davası verilen bir zarar sonucu malvarlığında meydana gelen azalmanın karşılığı olarak açılan dava türüdür. Manevi tazminat davası ise bu zarar nedeniyle kişinin duyduğu üzüntü, acı, elem ve kederin karşılığı olarak açılan davadır. Her iki davada hak kaybına uğrayan veya kişilik hakları zarar gören kişilerce ayrı ayrı açılabileceği gibi aynı davada da talep edilebilir.

Haksız fiillerden ve sözleşmeye aykırılıktan doğan zararlar olabileceği gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilir.

Maddi ve Manevi Tazminat Sebepleri : Birçok sebepten kaynaklanabileceği gibi aşağıdaki haller en çok karşılaşılan maddi ve manevi  tazminat davası açılabilecek zararlardır.

 

  • Kasten ve taksirle işlenen suçlar sonucunda meydana gelen zararlar örneğin; mala zarar verme suçları, öldürme, yaralama suçları.
  • İş kazasından kaynaklanan zararlar. Örneğin; iş gücü kaybı, işçinin ölümü nedeniyle uğranılan zararlar.
  • Tıbbi hatalardan (malpraktis) doğan zararlar
  • Sözleşmeye aykırılık sebebiyle doğan zararlar Örneğin; eser, satış, kiralama sözleşmeleri
  • Aile hukuku ile ilgili zararlar Örneğin; nişanın  bozulması, boşanma nedeniyle uğranılan zarar.
  • Trafik kazaları sonucu meydana gelen zarar

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI HANGİ MAHKEMEDE AÇILIR?

Uğranılan zararlar nedeniyle açılacak tazminat davalarında görevli mahkeme genel olarak Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Ancak hekim hatası nedeniyle açılacak davalarda Tüketici mahkemeleri, bazı ticari uyuşmazlıklardan doğan tazminat davaları Ticaret mahkemesinde, iş hukuku kaynaklı tazminat davaları ise İş mahkemelerinde açılır. Tazminat davalarında genel yetkili mahkeme HMK (Hukuk Muhakemeleri Kanunu) m. 6 gereğince davalının yerleşim yeri mahkemesidir.  Açılacak dava tüzel kişiliğe karşı ise tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yerdeki görevli mahkemede açılır.

Birden fazla kişiye karşı açılacak davalarda yetki (HMK m.7) ise davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak kanunda davalıların tamamı için ortak yetkili bir mahkeme belirlenmişse davaya o yer mahkemesinde bakılır. (m. 7/2)

Örneğin sigorta sözleşmelerinden doğan davalarda; zarar sigortası yaptırılmış ve bir taşınmazı veya niteliği itibariyle bir yerde sabit durması gereken taşınıra ilişkin ise malın bulunduğu yerde, sabit durması gerekmiyor ise rizikonun gerçekleştiği yerde de açılabilir. Can sigortaları için kanun kesin yetkiyi kabul etmiştir. Buna göre; sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın leh veya aleyhine açılacak davalarda onların yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Yani dava mutlaka sigortalı, sigorta ettiren, lehtarın yerleşim yerinden birinde açılmalıdır. Örneğin zararın meydana geldiği yerde açılamaz. Haksız fiilden doğan davalarda ise haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi davayı görmeye yetkilidir.

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI NASIL AÇILIR?

Zarar sebebine göre farklı mahkemelerde açılacak davaların dava dilekçeleri de birbirinden farklı usulde ve içerikte olabilir. Boşanma sebebiyle hakları zarar görmüş kişiler boşanma dilekçesinde maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilirler. Haksız fiiller nedeniyle açılacak davalarda haksız fiilin meydana getirdiği zararlar açıklanarak maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Bu davalarda önemli olan zararın meydana geldiği olayı ve delilleri sırasıyla açıklamaktır. Yani zararın o fiil nedeniyle ortaya çıktığının kanıtlanması zorunludur. Çünkü tazminat zararın karşılığıdır. Dolayısıyla bu dilekçelerin hazırlanmasında bir hak kaybına uğramamak ve zararı usulune uygun şekilde ispatlamak için maddi manevi tazminat davalarında uzman avukat yardımından faydalanmak doğru olacaktır. Bu şekilde zararın delillerle desteklenerek açılacak dava dilekçeleri görevli ve yetkili mahkemeye sunulur. Bunun için ilgili adliyelerin tevzi bürolarına başvurularak havale numarası alınır. Ödenecek yargılama gider ve harçları mahkeme veznesine yatırılarak ilgili mahkeme kaleminden dava esas numarası alınır. Bu şekilde dava açılmış olur. Daha sonra mahkeme tensip tutanağı düzenleyerek bunu dava dilekçesi ile birlikte davalı tarafa tebliğ eder ve cevap için bir süre verir. Yargılama safhası da böylelikle başlamış olur.

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVALARINI KİMLER- KİME KARŞI AÇABİLİR?

Tazminata konu zarar meydana geldiğinde bu zarardan doğrudan doğruya etkilenen kişiler dava açabileceği gibi dolaylı olarak etkilenen kişiler de dava açabilir yahut açılmış davaya devam edebilir. Bu anlamda kısıtlı kişilerin vasisi olan kişiler tazminat davasını zarar gören kısıtlı adına açabilirler. Ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler(mirasçıları; eşi, çocukları, anne baba ve hatta duruma göre Yargıtay’ın da kabul ettiği üzere nişanlısı dahi) maddi ve manevi tazminat davası açabilir.

Tazminat hukukunun genel ilkeleri gereği zararın meydana gelmesine kim neden oldu ise zararın sonuçlarını ortadan kaldırmaya da o sorumludur. Ancak bazen kanun zarardan başkaca kişileri de sorumlu tutmuştur. Borçlar Kanunu üçüncü kişisinin kusursuz sorumlu olduğu bazı halleri düzenlemiştir. Buna göre hakkaniyet(ayırt etme gücünden yoksun kişilerin verdiği zararlar), özen(hayvan bulunduranın sorumluluğu, adam çalıştıranın sorumluluğu) ve tehlike sorumluluğu(işletme zararları gibi) konusunda düzenlemeler yapmıştır. Örneğin; adam çalıştıran(işveren) çalıştırdığı kişinin (işçi vs.) yapılan iş sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran zararın verilmesinde kusursuz da olsa zararı giderecektir. Buna da kusursuz sorumluluk halleri  denir. Tabi bu zararı gideren adam çalıştıranın çalıştırdığı kişiye rücu etme hakkı saklı olacaktır. Bunun gibi Karayolları Trafik Kanunu ile araç işletenin kusursuz sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Dolayısıyla trafik kazası nedeniyle bir zarara uğranıldığında bu zarar aracın sahibi, işleteni, sürücüsü ve sigortalayana karşı maddi ve manevi tazminat davası açılabilecektir. Bu davalar kişilerin önemli bedensel zararlarına ve manevi olarak yıpranmalarına neden olduğu için hakkın elde edilmesi noktasında tazminat avukatına vekalet vermeleri kendilerinin en iyi şekilde temsil edilebilmesi için önemlidir.

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVALARINDA ZAMANAŞIMI NE KADARDIR?

Hukuk, bir hakkın yerine getilmesi, geri alınması ve zararın karşılanması için açılacak davaların belirli bir zamanda açılmasını öngürmüştür. Bu zamanı kaçıran kişilere karşı zamanaşımı defi ileri sürülecektir. Yani zararı karşılayacak kişi zamanaşımı defini ileri sürerek zararı karşılamaktan kaçınabilir. Ancak zamanaşımı borcu ortadan kaldırmaz. Yalnızca yerine getirilebilirliği ortadan kalkmış olur. Bu sebeple bir hakkın yerine getirilmesi talep ediliyorsa zamanında talep edilmelidir. Maddi ve manevi tazminat davaları çoğunlukla haksız fiiller nedeniyle açıldığı için Borçlar Kanunu’na göre genel zamanaşımı süreleri 2 ve 10 yıllık sürelerdir. 2 yıl zararın ve zararı meydana getirenin öğrenilmesinden başlar. Her halukarda haksız fiilin işlenilmesinden itibaren 10 yıldır. Örneğin; tarlanızda ekili olan ürüne biri zarar verdi. Zararı öğrendiniz ancak kimin yaptığını bilmiyorsunuz. İki yıl içinde o kişiyi bulursanız maddi tazminat davası açabilirsiniz. İki yıl geçtikten sonra öğrendi iseniz daha uzun süre olan fiilin işlenmesinden itibaren 10 yıl yani geriye kalan 8 yıl içinde dava açabilirsiniz.

Boşanma davası sonucunda maddi ve manevi tazminat davası açılacak olursa boşanmanın kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımına tabidir.

Bazı durumlarda maddi ve manevi tazminat bir suç sonucunda ortaya çıkabilir. Bu husuta ceza davası da açılmış olabilir. İşlenen fiil için kanunlarda daha az zamanaşımı süresi öngörülse bile ceza kanununda işlenen suç için öngörülen süre maddi ve manevi tazminat davası zamanaşımında da  geçerli süre olmuş olur. Ceza davasında dava zamanşımı süresi geçmiş olsa da ceza davası devam ediyorsa dava sonuna kadar da hukuk mahkmesinde maddi ve manevi tazminat istemi ile dava açmak mümkündür. Buna da uzamış dava zamanaşımı denir. Bu zamanaşımı süresi karşımıza en çok trafik kazaları nedeniyle yaralanma ve ölüm olaylarında karşımıza çıkar.


0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir