ALACAK DAVASI NEDİR?

Bir hakkın yerine getirilmesini sağlamak için mahkemeler nezdinde açılacak dava türleri arasında eda davası, tespit davası, alacak davası gibi davalar yer alır. Örneğin bir şeyin yapılması, yapılmaması, yerine getirilmesi için eda davası, bir hakkın varlığını ortaya koymak için tespit davası ve bir hukuki ilişkiye dayanarak hakkın elde edilmesi için alacak davası açılır. Bu hukuki ilişkiye bir örnek vermek gerekirse satıcı olarak bir kişiye bir mal sattınız ancak bedeli ödenmedi veyahut bir hizmet sağladınız ancak hizmetin karşılığı olan ücreti elde edemediniz işte aranızdaki bu hukuki ilişkiye dayanarak alacağınıza ulaşmak için alacak davası açabilirsiniz. Kimi zaman alacak davası açmak yerine para alacakları için ilamsız icra takibi de başlatabilir. Ancak içinde bulunduğunuz hukuki soruna göre icra takibi yoluna mı yoksa alacak davası yoluna mı gidilmesinin daha doğru sonuçlar vereceği konusunda alanında uzman bir avukattan yardım alabilirsiniz.

ALACAK DAVASINDA NE İSPAT EDİLİR? İSPAT YÜKÜ KİMDEDİR?

Alacağınıza kavuşmak için bir alacak davası açılması planlanıyorsa alacaklının ispat etmesi gereken bazı hususlar vardır. Borçlar Kanunumuza göre  bir hakkın varlığını iddia eden onu ispatla mükelleftir. Dolayısıyla alacak iddiasında bulunan kişi de bunu ispatlamalıdır. İspata yarayan bazı hukuki delillerle alacak ispatlanmadığı sürece alacak davasının kazanılmasının imkanı yoktur. Bu ispat araçları bazen bir sözleşme, senet olabileceği gibi bazen de bir mahkeme ilamı olabilir. Her iki durumda da açılacak alacak davasında dava dilekçesinde bu delillere yer verilmelidir. Açılan davalarda bu deliller zamanında bildirilmezse mahkeme davacının bu delile dayanmaktan vazgeçtiğine hükmeder ve zamanında bildirilmeyen delile dayanılarak bir karar verilemez. Bu husus alacak davalarında büyük önem arz etmektedir. Dolayısıyla dava açılmadan önce delillerin tam ve eksiksiz şekilde toplanması gerekir. Kimi zaman ise kişilerin kendi imkanları ile ulaşamayacağı veya mahkemeye oranla çok daha geç ulaşabileceği deliller olabilir. Zamandan kazanmak maksadıyla ve yine dilekçede bu hususun bildirilmesi şartıyla mahkemeden ilgili yere müzekkere yazılarak delilin getirtilmesini istemek de mümkündür.

ALACAK DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

Alacak davasında görevli mahkeme kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Ancak kanun bazı alacak davalarında Asliye Hukuk Mahkemesi dışındaki mahkemeleri görevli kılmıştır. Bir örnek verecek olursak kira ilişkisinden doğan alacak davalarında Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir.

Alacak davalarında yetkili mahkeme ise ekseriyetle borçlunun yerleşim yeri mahkemesidir. Bazen taraflar yetki sözleşmesi ile yetkili mahkemeyi belirleyebilirler. Bu gibi durumlarda borçlunun yerleşim yeri dışındaki bir mahkeme de davayı görmeye yetkili olabilir.

ALACAK DAVASINDA ZAMANAŞIMI

Borçlar Kanunu’nda farklı borç ilişkileri için farklı zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir. Borcun doğum sebebini sebepsiz zenginleşme oluşturuyorsa kanun; zeginleşmenin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda 10 yıl geçmesiyle borcun zamanaşımına uğradığını ifade eder. Yine borcun sebebi haksız fiil sebebiyle bir alacak davası açılacaksa kişiler fiili öğrendikleri tarihten itibaren 2 yıl içinde dava açmalılar. Her nasılsa bu iki yıl içinde fiil öğrenilemediyse kanunun azami olarak belirlediği süre 10 yıldır. Sonuç olarak 10 yıl içinde bir alacak davası açılmaz ise borç zamanaşımına uğradığından talep edilemez hale gelecektir.


0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir